Menu
05 Nisan 2015
Başlamak için son mu beklemek gerekir bu son ne zaman gelir ya da ne zaman kişi başladığı kanaatine varır belki varılmaz ama varış noktasından bitiş noktasının olduğu ezeli olmayan ebedi mücadele içinde tam penaltı çalınacak faulleri es geçerken evren kime şikayette ...
30 Mart 2015
İlginç bir milletiz sevgili okuyan. Bir noktadan diğer noktaya varmaya çalışırken, mümkün olabildiğince kısa yolları tercih ...
29 Mart 2015
Neden diye sorduğun sorular bir bilmeceye dönüşür ve hayat bir bilmece yığınıdır bir yardım eden olsa da cevabını bulabilsem ...
29 Mart 2015
Karşımızda 4 ciltten oluşan ve ülkemiz insanları adına çok önemli bir çalışma bulunuyor. Bu eseri ne kadar fazla vatandaşımız ...
29 Mart 2015
Uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba sevgili okuyan. Uzun süredir kafamda olan, internet sitemi, teknolojinin bizi getirdiği koşullara uyumlu ...

7, 7, 7 ve Jackpot!

Uzun bir yazı olacak. Çok uzun bir yazı olacak, önünü alamayacağım. Öyle, böyle değil. O kadar uzun olacak ki, alışmanız için böyle uzun ve sıkıcı bir giriş yapıyorum. Şaka bir yana, biraz içimi dökmek adına, biraz ona buna sataşma adına, biraz da geceleri içtiğimiz kahveler hatrına ve gölgelerin gücü adına bir şeyler yazacağım.

7, 7, 7 ve Jackpot! Bir Jackpot makinesi bir kumarbaza şans tanırken, onun parasını alır. Ya insan, bir insana şans tanırken? Bazı insanlar, Jackpot'umdaki 7 rakamlarını yanyana getirdi ve işte büyük ikramiye: "Tüm anılarmız senin olsun, bir daha bu makinede kumar oynama, artık emekli oldum. Evet, bu kadar çok 7 rakamını yan yana gören sen oldun..."

 

Epeydir annemle dışarı çıkmamıştık. Fenerbahçe de, futbol takımının yeni formalarını tanıttığından beri, mavi beyaz "Tek Yıldız" forması çok hoşuma gitmişti. Geçen işten çıktığımda saat 21 civarı Suadiye Fenerium'a gitmiştim ama kapalıydı - haliyle ramazan-. Annemin de giyebileceği bir forması, tişörtü olmadığından birkaç gün öncesinden bu formayı gösterip, bir gün gidip alalım diye anlaşmıştık. İşte bugün hem gezdik, hem alışveriş yaptık. Sağ olsun sevgili Suadiye'deki mağaza çalışanı bayan arkadaş, ikimizin resmini bile çekti. Maviyi, diğer renkler içerisinde kayırırım. Bu formadaki maviyi kayırmak yerine, giymeyi tercih ederim. Takımın da bu sene, bu forma ile bol bol galibiyet almasını ummak da futbol sever olarak ilk isteğim. Bir de Caddebostan da bir lego mağazası gördük annemle. Ben direk legolarımla geçen zamana döndüm, geldim. İçeri girdik bir, Allah Allah, neler var öyle. Sanırım para sıçmaya başladığım zaman, yaşa başa bakmadan, çocuklarıma yatırım yapma maksatlı, kutu kutu legolar alacağım. Star Wars serisinde çok hoş modeller vardı, içimde kaldılar. Epey de pahallılar, sanırım altın yumurtlamayı öğrenmem gerekecek.

Futbolla devam etmek istiyorum. Şike soruşturması devam ediyor. TFF en son, iddianameyi görmekten bahsediyordu. Lakin, mahkeme sonuçlanmadan iddianame de ne kadar hukuken geçerli sayıabilir bir şey olacak, bilmiyorum. Kurdukları kurul, somut delil olmamasından ve 

soruşturmanın 'gizli' yürütülmesinden ötürü topu oraya attılar. İnşallah, davayı görecek hakimler Sabri gibi değildir. Onun dışında beni rahatsız eden bir şey, TFF'nin öne sürdüğü, ligin sonuna ekleyip şampiyonun belli olacağı Play-off muhabbeti. İlk 4 takımın puanları ikiye bölünüp, buçukluysa yukarı tamamlanıp, aralarındaki maçlar sonucunda en yüksek puana sahip olan şampiyon olacakmış. Maksat, lige olan ilgiyi artırmak, son zamana kadar şampiyonluk heyecanını yaşatmakmış. Tabi ben, takip ettiğim yazılı ve internet medyasının yalancısı olarak bunları biliyorum. Sevgili TFF'ye sormak isterim, lig geçen sene çok mu çekişmesiz geçti? Son maçta şampiyon belli oldu, daha ne olsun? Yani bu şampiyonluk çekişmesini, illa 4 takımla olsun diyorsanız, söyleyin kulüp başkanlarına, takımları iyi oynasın. Ligi ekstradan uzatmak, ekstra maçlar güzel olabilir ama böyle bir uygulama getirmek, bana mânâsız geldi. Formula 1'de Ferrari ve Schumi, peş peşe 5. kez şampiyon olduğunda, FIA da yeni kurallar koymuştu, bazı kuralları da değiştirmişti. Çünkü birilerin Ferrari'yi durdurması gerekiyordu. Çok da güzel durdurdular ama şu an ki kurallarla baktığımız zaman F1'e gerçekten heyecan geldi mi? Sanmıyorum. Sürekli pit-stop yapmaları ve yerlerinin değişmesi için koydukları lastik kuralı, bu sene bir hareketlilik kattı belki ama F1, ne yazık ki ergen gençliğimdeki gibi zevkli gelmiyor. TFF'nin ortaya attığı Play-Off uygulamasını desteklemiyorum.

Futbolla tekrardan devam etmek istiyorum, gerçekten son, bu yazıdaki futbol muhabbetim. Sevgili Trabzonspor'un başkanı Sadri Bey, yüreğimdeki Adnan Polat'ın tahtını salladı, yıktı, ezdi geçti. Adnan Polat'ın "Saat Kaç?" geyiği elbette ona olan antipatikliğimi körüklemişti ama son iki senedir Galatasaray'ın böylesine kötü yönetilmesi, bir Fenerbahçeli olarak beni üzmüştü. Özellikle yeni stadın açılışında, ülkemizin yarısınca çok değerli RTE'yi yuhalayan taraftarlar hakkında söyledikleri, beni rahatsız etmişti. Onu geçtik, artık Galatasaray başka birisi tarafından yönetiliyor. Sadri Bey'e geri dönelim. Futbolda ağlamayana meme vermezler yoktur. Mücadele etmek gerekir. Çok güzel. Geçen sezonun ilk yarısında berbat oynayan Fenerbahçe, şikeyle, hakem hatasıyla filan mı gerçekten böyle güzel bir ikinci yarı geçirdi Sadri Bey? Maç zamanlarındaki hakem hatalarından - ki bir maçta bir gol offsayttandı, haklı ama Fenerbahçe'nin kazandığı penaltılara kimse bir şey dememeli, bize verilmeyenlere saysınlar - bahsetti ki üst üste Trabzon lehine hatalar yapıldı. Ne oldu, Sadri Bey sustu. Ee, puan kapandı, Fenerbahçe öne geçti. Her hafta, kulüpten bir yönetici bağırdı, çağırdı. Ortamı germek adına, yapılabilinecek en güzel şeyleri yaptılar. Ne oldu, Fenerbahçe sezonu birinci bitirdi. Ne oldu, Sadri Bey, gönüllerin şampiyonu olduklarını açıkladı. Futbol adına bilgim sınırlı, hele ki bir takım yönetmek konusunda bildiğim hiçbir şey yok ama bu gözlemlerim ve bunun sonucunda hissettiklerim sonucunda diyebileceğim, geçen sezon Trabzonspor takımının futbolcuları şampiyonluğu hakkettiler belki ama Trabzonspor Kulübünü yöneten yöneticiler bu şampiyonluğu hakketmediler. Üstüne medya aracılığıyla, kendi taraftarlarını körüklediler ve saçma bir sürtüşme boyutuna getirdiler. Sadri Şener ve ekibi, futbol adına değil, masadaki boşlar adına konuşuyor. Fenerbahçe düşmanlığı yaratan takımların başını çeken ve futbolu güzelleştirmek yerine, yangına körükle giden Trabzonspor Kulübünün Başkanı Sadri Şener'e ve ekibindeki sivri dilli yöneticilere tavsiyem şu, lütfen işinizle ilgilenin, futbolla, diğer alt dallarınızla ilgilenin. Bir rahatsızlığınız olursa ki şayet yapacağınız ağlamak, bağırmak, laf atmak, ortamı germek değil. Hukuki yollar var, yapacaklarınızı bu yolla yapın. Ne çok futbol konuştum. Baştan uyardım, bu yazı uzun olacak diye. Buraya kadar sıkılmadan okuyan okuruma teşekkür etmek istiyorum. Belki tuttuğun takımına laf attım yukarıda. Dediğim gibi, benim derdim bir futbol takımıyla değil, onu idare edemeyenlerle.

İleride ülke içerisinde yetkili biri olursam yapmak istediğim birkaç şey var. Mesela yayalara ehilyet zorunluğu getirmek, yolda nasıl yürünürü öğretmek ve her sene sınavla bu bilgilerini tazelemek. Bu konuda sadist bir yönetici olacağımı şimdiden beyan ederim. Özellikle, metrobüs duraklarında, hele ki Mecidiyeköy'ün merdivenli geçidinde yapmak istediğim revizyonlar var. Aşağıdan yukarı çıkan insanları görmeyip, algılamayan sevgili halkım; Aslında orada giriş-çıkış mânâsına gelen ok işaretleri vardı. Hadi onları görmedin, yan taraftan insanlar beşer onar inerken, senin girdiğin yoldan sence niye beşer onar senin üstüne doğru geliyorlar? Sadistliğimin tutacağı ilk nokta, zincirle ayrılmış orta tarafı olduğu gibi duvarla bölerdim, hatta camdan yapardım bunu. Aşağıya inen insan, yan tarafa hiçbir şekilde geçemeyince haliyle tekrar yukarı çıkmak zorunda kalırdı, tekrardan öyle inerdi ve giderdi. Metrobüs kullanıcılarına da farklı bir ehliyet tipi lazım sanırım.  Yolda yürürken, karşıdan gelen adama saygısı olmayan bir insan topluluğundan sanatta, bilimde ilerlemesini beklemek fazla iyimserce olmaz mı? 

Aslında daha yazarım ama ileriki günlere saklayayım. Daha planladığım hikayeye başlayamadım. Uyumlamalar için ise tembellik yapıyorum. Şimdilik bu kadar, herkese iyi geceler, iyi haftalar.

Taner Tözün
22.08.2011