Menu
05 Nisan 2015
Başlamak için son mu beklemek gerekir bu son ne zaman gelir ya da ne zaman kişi başladığı kanaatine varır belki varılmaz ama varış noktasından bitiş noktasının olduğu ezeli olmayan ebedi mücadele içinde tam penaltı çalınacak faulleri es geçerken evren kime şikayette ...
30 Mart 2015
İlginç bir milletiz sevgili okuyan. Bir noktadan diğer noktaya varmaya çalışırken, mümkün olabildiğince kısa yolları tercih ...
29 Mart 2015
Neden diye sorduğun sorular bir bilmeceye dönüşür ve hayat bir bilmece yığınıdır bir yardım eden olsa da cevabını bulabilsem ...
29 Mart 2015
Karşımızda 4 ciltten oluşan ve ülkemiz insanları adına çok önemli bir çalışma bulunuyor. Bu eseri ne kadar fazla vatandaşımız ...
29 Mart 2015
Uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba sevgili okuyan. Uzun süredir kafamda olan, internet sitemi, teknolojinin bizi getirdiği koşullara uyumlu ...

Yapraklar Eylül'den Önce mi Dökülmeye Başlar?

Geride kalan günlerin uçurumun yamaçlarına dağıldığı bir ayın daha sonundayım. Fazla dramatik bir giriş oldu, abartmayalım. Bu ay içerisinde futbol keyfimin daha da içine edildi, damarlarım daha da kabartıldı, düşüncelerim bir kapta üç beş yumurtayla çırpıldı ve fırından çıktığımda ise çok güzel limonlu bir kek olarak masaya kondum. Kendimden bir dilim kesip yemek istediğimde, bana engel olan şey, bir kekin ellerinin olmamasıydı. Dileğim, güzel bir kız tarafından kesilmek ve yenmek. Bu yazıyı da limonlu kek seven herkese adıyorum-lütfen yemeyecekseniz beni bir kaba koyun!-

Son yazılarımda sürekli Fenerbahçe'den bahsediyorum, sıkıldım açıkçası ortada olan durumdan. Sıkıntım, Lugano ve Santos'un takımdan ayrılmasıyla ikiye katlandı. Takımı ateşleyen ve defans kelimesine anlamını veren Lugano yokken, Fenerbahçe defansı ne yapacak bilmiyorum. Bugüne kadar kazandırdığı golleri de unutmamak lazım tabi. İş penaltı noktası fetişsti Bilica'ya kalırsa, hocalarımın ve kız arkadaşlarımın beyazlattığı saçlara yenileri eklenir sanırım. Andre Santos, bir maçta görmek isteyebileceğim futbol tekniğini taraftara sunabilenlerden biriydi. İleri çıktıktan sonraki geri dönüşlerinde az buz delirtmiş olsa da zaman zaman, milleti çalımlaya çalımlaya attığı golleri, Selçuk'un golüyle kazandığımız GS-FB maçında, Sabri'yi delirtmesiyle hatırlayacağım. Hatta siz de hatırlayın.-Başlığı tasvip etmiyorum ama GS maçı görüntüleri hep burada- O değil de dilerim ki, Fenerbahçe'deki bu yaprak dökümü biter. Bu taraftarın, Ali Rıza Bey gibi defalarca kalp krizi geçirmeye dayanabileceğini sanmıyorum açıkçası.

Geçen pazar olan Fenerbahçe yürüyüşü öncesi Radikal Gazetesi'nden bir arkadaşın ricası üzerine birkaç cümle beyanat verdim, taraftar olarak. Bir sonraki gün baktığımda o kadar dediğim şeyi tek bir cümleye sığdırabilmelerine hayranlıkla baktım. Şaka bir yana 3. sayfaya çıkmadan spor sayfasında adım çıktı, mutlu oldum. Ne mi demişim; "3 tane taraftar kartı aldığını ifade eden Taner Tözün, “Fenerbahçe tekstil ürünleri de satın aldık” diyor." ( Radikal ) Fenerbahçe'nin yaşadığı süreçle beraber, ortada gördüğüm ve hissettiğim bu haksız durumdan ötürü, olmayan paramla takıma destek olmak, böyle bir şey. Geçen sezon 2. yarıda oynadıkları futbol beni benden aldı, karta epey borç yazdı. Geçen gün annemle aldığımız formalardan sonra, abimin de yeni sezonun çubuklusunu alması, yetmiyormuş gibi benim de, sadece kendime değil, anneme ve abime de Fenerbahçe Taraftar Kartı almam, Tözün ailesi için büyük, Fenerbahçe için küçük bir destekti belki ama bizim gibi birkaç aile olsa, Fenerbahçe Organik Messi'yi Saraçoğlu çimlerinde yetiştirebilir sanırım. Hep destek, tam destek!.. O değil de, yürüyüş günü epey yürüdüm, Kadıköy'de dön dolaş 1 saat, Şaşkınbakkal'a kadar kortej ve çevik kuvvetle yürü, oradan eve yürü, eve gel koridorda yürü filan, yılın sporunu yaptım neredeyse. İşte duyun, Fenerbahçe'nin bu durumundan çıkar sağlayan insanlar var. Bacaklarımın pası silindi, sağolsun Fenerbahçe'yi bu hale getirenler!..

Bayram tatili geldi, hoş geldi. Şehir dışında güzel bir tatil düşünmüştüm ama şartlar, bu tatile ve ya şehir dışına gitmeye fazla namüsait olduğundan İstanbul'a çakıldım. Yapmak isteyip de yapamadıklarımın listesini çıkartırsam bu süre içerisinde kendime daha faydalı olabilirim. İstanbul'da kalmama değecek tek bir şey var. Onu biliyor olmak dahi heyecanlandırıyor beni açıkçası.

Bir dönem şiirlerimi e-kitap olarak hazırlamaya karar verişimin üzerinden iki ay geçti sanırım. Mesela bu gece bu konu üzerine uğraşıp, bayram içerisinde insanlara bu e-kitabı ücretsiz ulaştırmak için bir şeyler yapmış olabilmek istiyorum. Ufak tefek karalamalar yaptığım yeni hikayemin ilk parçasını da sanırım bu tatil bitmeden okuyacaksınız, okursanız tabi.

Biraz sona kalmış olsa da herkese iyi bayramlar dilerim.

31.08.2011
Taner Tözün